Anonim kadınların "Dilaltı" kaçakları

Prof. AYSU ERDEN
24/01/2017

‘Anonim Hanım’ın yazdığı ‘Dilaltı’, bir senaryo ve her bölümü farklı öykülerden oluşan absürt, alabildiğine feminist ve politik içerikli çok eklektik bir bütün oluşturuyor. Yapısal ve içerik olarak pek çok türü kucakladığı için kimi zaman absürt olmaktan ziyade fantastik bir dünyanın büyüleyici ve kahredici ütopyasıyla distopyasının birleşkesi şeklinde okunabilir. Metinler ve türler arası zenginlikten beslenen roman, trajedi ve mizahı ilmek ilmeğe dokuyarak farklı ve iddiasını gerçekleştiren kadınlar korosu, erkekler solosu veya diyaloglar monoloğu şeklinde de yorumlanabilir.
Modern zamanların geleneksel rollere sıkıştırılmış kadın kahramanları her biri kendi hücresinde (apartman dairesi) birbiriyle komşuluk ederek yaşarken ülkenin tüm karanlık tarihinin gömüldüğü çelişkili altyapı sıradan mutluluklara izin vermiyor. Apartmanın bodrum katı yaşanmamış çocukluk çığlıkları, susturulmuş gençlik arzuları, görülmesine izin verilmemiş kadınlık ve erkeklik rüyaları ve en önemlisi adı bile yasaklı kesik dillerle doludur. Dolayısıyla en kaygısız ve barışık apartman sakini bile klostrofobik ve katastrofik bir yapıda kastrasyon tehdidiyle karşı karşıyadır. Anonim Hanım, politik eylemlerin toplumsal sonuçlarını her bir apartman dairesi içinde yaşayan bireyler üzerindeki sonuçlarıyla açıklıyor. Üstelik kadın-erkek ilişkilerinin absürt rol dağılımının temelindeki değerler silsilesinin bastırılmış vahşet, şiddet, cinsellik ekseninde açıklanması gerektiğini alaycı metaforlarla dile getiriyor. Bodrum katını böcek, haşere vs. yerine temizlenemeyen Zeki Müren şarkıları, kaçışan harfler, kayan diller ve süper güçlere haiz kastre edilmiş cinsel organlar doldurunca, kapıcı Recep Efendi’nin anlattığı her şey apartman sakinleri için tehdit oluştururken müthiş bir komedi trajediyle yükseliyor. Üstelik kendi ‘beni’ kayıp ve ayıplı yığınlardan biri olan ve bunun elbette farkında olmayan Recep’in sadece ikinci tekil şahısla konuşabiliyor olması kitleler hakkında hem derin bir analiz içeriyor hem de kahkahalarla okunası bir süreç oluşturuyor.
Dilini yutan Ayşe’nin suçlanması, kendisine implant dil takılması ve takılan dilin yerlisi imal edilmediği için Batı dillerinden biri olma zorunluğu ya da Gönül’ün burada olamadığı için başka bir dünya da birey olma arzusuyla başka diller konuşulan bir ülke arayışı ya da Senarist’in yazarken yere düşen harfleri öpüp başına koyması ve tutanak tutar gibi ana akım bir senaryonun içine üçüncü sayfa kadınların melodramlarını bağırması ya da duvarlarla konuşan Fatoş’un dil istilası sırasındaki ses kazanan diyalogları ya da Bünyamin’in rap şarkısı ya da Orhan’ın ancak elektrikler kesilince karanlıkta söylenebilen uzun havaları ya da, ya da, ya da…
‘Dilaltı’ ülkenin dil politikasının sonuçlarını tüm bizler ve ötekiler üzerindeki hasarlarıyla açığa çıkartırken ağlanacak halimize bolca güldürüyor. Üstelik sosyal norm ve kodların eşitliksiz dayatmalarını kadın karakterler üzerinden özellikle çözümleyerek çözümsüzlüğün sebep ve sonuçlarını gözyaşı ve kahkaha sınırı sınırında deşifre ediyor. Minval Yayınları’ndan çıkan ‘Dilaltı’nın bu denli ilgi uyandırması elbette içerik, kurgu ve yeni bir dil kullanımından kaynaklanıyor dolayısıyla farklı okumalar ve pek çok politik, sosyolojik ve psikolojik analiz talep ve hak ediyor.

DİLALTI
Anonim Hanım
Minval Yayınevi, 2016
288 sayfa, 22 TL.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU