Ben pancarım, geyiğim, ormanım

ELİF TÜRKÖLMEZ elifturkolmez@gmail.com
04/01/2017

Çalıştığımız binanın en alt katında bulunan yemekhaneye, hep birlikte öğle yemeği yemek için indiğimiz bir gün, masada bulunan iş arkadaşlarımdan biri bana dönüp beklemediğim bir soru sormuştu: Ellerini bağlayıp ağzına soksam... Yine de yemez misin?
Daha önce “Tavuk da mı yemiyorsun?” gibi başlangıç seviyesinde amatörce sorular “Armudun da canı var” gibi gülümsemelerle geçiştirdiğim usandırıcı önermeler ve “Issız bir adada mahsur kalsan ve yiyebileceğin tek şey etraftaki maymunlar olsa...” gibi düşük hayalgücü ürünü kötü senaryoları çok duyduğumdan, bir vejetaryenle karşılaşan insanların yüksek cüret ve dev hoyratlıkla doldurdukları dillerini karşısındakini köşeye sıkıştırma taktikleri tükürmek için hazır bulundurdukları bir silah gibi kullanmalarına şerbetliydim, ama o güne kadar ellerimi bağlayıp ağzıma et tıkıştırmak isteyeniyle hiç karşılaşmamıştım doğrusu. Sorunun böyle pervasızca formüle edilebilmesindeki zorbalığı tanıyarak, “Yemem” dedim.
Koreli yazar Han Kang’ın ‘Vejetaryen’ini okurken de gördüğü kâbuslardan sonra et yemeyi (konuşmayı, yıkanmayı, sutyen takmayı ve gündelik işlerle meşgul olmayı da...) bırakan genç bir kadının, Yonğhe’nin, verdiği ‘bireysel’ karar yüzünden çekmek zorunda kaldığı çileyi, çevresindeki erkekler tarafından tecavüze uğramasını, babası tarafından dövülmesini, doktorlar tarafından aşağılanmasını, binde birini yaşamadan, tanıdım.
Bu zorbalık, kadınların, hayvanların, doğanın iyi tanıdığı bir zorbalıktı. Bu çile, yeryüzünün uzun süredir çektiği ve bir müddet daha çekecek gibi göründüğü bir büyük çileydi.
Et yemeyi bırakan Yonğhe’nin içinde çiçekler açar, o artık doğanın bir parçası, doğanın ta kendisi olduğunu deneyimlerken, çevresindekiler onun eriyip bittiğini, artık yaşayan bir ölü olduğunu düşünür. Aslında parçalanıp yok olan kendileridir.
Sadece ‘et yemeyi bırakmakla’ değil, beden, düşünce, toplumsal normlar ve kurallarla ilgili de yazılmış en büyüleyici kitaplardan biri olan Vejetaryen, çağdaş Kore’nin gündelik yaşamı hakkında da küçük ipuçları veriyor: Ne kadar benziyoruz!
Han Kang’ın 1997 yılında yayımlanan ve evinin balkonunda otururken bir bitkiye dönüşüp kocası tarafından saksıya ekilen bir kadının hikâyesini anlattığı öyküsünden yola çıkarak, üç uzun hikayenin; ‘Vejetaryen’, ‘Moğol Lekesi’ ve ‘Alev Ağacı’, birleştirilmesiyle oluşmuş olan ve 2016 Man Booker Uluslararası Ödülü’nü alan ‘Vejetaryen’in, şimdiden, bu yıl okuyacağınız en iyi kitaplardan biri olacağını düşündüğümü, yazarın yeni kitaplarını dört gözle bekleyeceğinizi tahmin ettiğimi ve vejetaryenlik/veganlıkla ilgili başka şeyler okuma isteği duyacağınıza yürekten inandığımı söylemeliyim.

VEJETARYEN 
Han Kang
Çeviren: Göksel Türközü
April Yayınları, 2016
160 sayfa, 18 TL.

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU