Bisküvi tadında bir hikâye

DEVRİM YILMAZ dgulyilmaz@gmail.com
04/01/2017

Martı hiç boğulur mu? Aslında doğaya yaptıklarımız yüzünden zaman zaman balıklar bile boğulduğuna göre bir martının boğulması da çok garip olmasa gerek. Gelin görün ki çay bahçesindeki küçük kız martının denize düşmüş, boğulmakta olduğuna kimseyi inandıramıyor. Tuhaf bakışlar, çok bilmiş yorumlar da cabası. Küçük kızın mücadelesi daha o anda başlıyor. Ama gereksiz yorumlara fazla takılmayıp amacına odaklanmak gibi de bir özelliği var. Hatta yardım istediği ve ‘kurtarmaya değmez’ cevabını aldığı balıkçının sözleri karşısında üzüntüden dili tutulduğu anda bile. Zaten başka bir martı gökten okkalı hediyesini balıkçının üzerine yolluyor ve okkalı bir teşekkürü hak ediyor.
Çırpınışı esnasında, yanlışlıkla bir erkeğin çok sevdiği sevgilisine çarptığı için azarlanan küçük kızın bir kez daha nutku tutuluyor. Bir teşekkürü de kendisine çarpılan genç kadın sevgilisine haddini bildirerek alıyor. Bir çocuğa ne sebeple olursa olsun böyle kaba davranan, her fırsatta kadının yerine konuşan biri sadece kendini seviyor olabilir.


Martı bir gayret herkesin inanacağı kadar iskeleye yaklaşınca bir garson çalı süpürgesiyle çıkarıyor onu denizden ve küçük kız derin bir nefes alıyor. Geriye yavru martıyı iyileştirip gökyüzüne kavuşturmak kalıyor. Üzerinde çok sevdiği bisküvilerin resmi olan kutuyu bulup martıyı içine yerleştirince ondan mutlusu yok şimdilik. Henüz kutunun içindekini soranlara vereceği ‘martı’ cevabı karşısında alaycılıktan tutun da yalancılığa kadar ne imalara katlanacağından habersiz. Taksici, bakkal, huysuz komşular, sanki herkes ona karşı anlaşmış gibi.
Daha derslerin her şeyden önemli olduğunu düşünen babasını ikna çabası var sırada. “Eğer martıya bakarsan derslerini ihmal edersin” diyen babasına karşı da naiftir küçük kız; “Eğer martıya bakmazsam ölebilir.” Neyse ki annesi bir canlının derslerden daha önemli olduğunu bilecek kadar duyarlıdır.
Sevgi dolu, iyi insanların varlığı hikâye boyunca öfkemizin en kabardığı anlarda umudu canlandırıyor. Hem de bu kritik anlardaki harika çıkışlarıyla hikâyeyi bol eğlenceli kılıyorlar. Onların olmadığı anlarda da iş gökten o bildik hediyelerini göndermek üzere martılara düşüyor.
Kanıta gerek kalmadan tek seferde martı hikâyesine inanan iki yetişkinse kitabın unutulmazlarından. Biri komşu Neriman Hanım ki, ondan masal tadında harika bir martı anısı dinliyoruz. Diğeri bir balıkçı ve o, yavru martıların neden denize düştüğünü de biliyor.
Bir çocuğun bir canlıyı kurtarmak uğruna yetişkinler dünyasında bu kadar mücadele vermek zorunda kalışı aslında yetişkinlerin dramı. Doğan Gündüz önyargı duvarlarına dönüşmüş, duyarsız, sevgisiz insanlarla çevrili bu küçük kıza ‘inadına iyilik’ dedirterek bu dramı yüzümüze vuruyor. Üstelik yetişkinlerin küçük kıza davrandıkları kadar acımasızca değil, en naifinden, bol mizahlı bir dille.
Tek bir konuda yoğunlaşan ama önyargılar, kararlılık, aşk, doğa, iyilik, cesaret gibi pek çok konuda söz söyleyen bir kitap ‘Bisküvi Kutusundaki Martı’. Yazarın başarılı kurgusu bunu zorlama olmaktan çıkarıyor ve Vaghar Aghaei’nin enfes resimleriyle birleşince çocuk sıcaklığında, bisküvi tadında bir hikâye çıkıyor karşımıza.

BİSKÜVİ KUTUSUNDAKİ MARTI
Doğan Gündüz
Resimleyen: Vaghar Aghaei
Can Çocuk Yayınları, 2016
96 sayfa, 9,5 TL.

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU