Kendine ait bir orman

ELİF TÜRKÖLMEZ elifturkolmez@gmail.com
13/01/2017

Sylvia Townsend Warner... Şöyle bir solukta birkaç klasik İngiliz romancı saymaya kalksak, sanmıyorum ki esamisi okunsun. Fakat kendisi pekala Virginia Woolf, Emily Bronte, Charles Dickens, Jane Austen gibileriyle aynı masada oturur. Zaten bu size anlatacağım kitabı ‘Lolly Willowes’u da The Guardian ‘Tüm zamanların en iyi yazılmış 100 İngilizce romanından biri’ olarak seçmiş. Eğer ilgi duyuyorsanız, yazar hakkında detaylı bir eleştiri ve romanın neden bu listeye girmeyi hak ettiğine dair bilgilendirici bir yazı kaleme alan Robert McCrum’un The Guardian’daki makalesini okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca kitabın basıldığı yıl, her ne kadar kazanamamış olsa da Prix Femina Ödülü’ne aday gösterildiğini de eklemek isterim. Yani biz, sağolsun, Mona Kitap bastı da haberdar olduk ama ‘Lolly Willowes’ dünya edebiyatının kıymetliler rafındaymış meğer hep.
20’li yıllar, İngiltere taşrası... Laura ‘Lolly’ Willowes adlı, 30’larına yaklaşmış bir kadın, annesi ve babasını kaybedince, ‘kendisine sahip çıkacak tek erkek’ olan ağabeyi Henry’nin yanına, Londra’ya taşınıyor. Bu ‘sahip çıkma’ meselesi önemli zira o yıllarda İngiltere’de ebeveyni olmayan bekar kadınların ve dulların durumu iç açıcı değil. Sağlık hizmetlerine ya da öteki sosyal hizmetlere ulaşmakta güçlük çektikleri gibi sosyal çevreden gördükleri büyük baskı onları zorluyor. Savaş sonrası birçok genç erkeğin ölümüyle ortaya çıkan ‘ihtiyaç fazlası kadın’ fikri ülkede sosyal bir problem olmaya başlıyor ve doğurmayan her kadın ‘kaşık düşmanı’ ilan ediliyor. O dönemde sık kullanılan ‘Papazın kızı’ ya da ‘Mahallenin kız kurusu’ kavramları kadınların nasıl da ailevi rollerle belirlendikleri ve sınırlandırıldıklarını anlatır.
İşte, Sylvia Townsend Warner’ın ‘Lolly’si bu dönemde geçiyor. Roman, çevresindekiler tarafından hep biraz ‘durgun’ bulunan ve bu yüzden de talibi çıkmadığına inanılan Lolly’nin  aslında ne kadar zengin bir iç dünyası ve hayalgücü olduğunu ve insanların sığ yargılamalarına inat, kadının nasıl da yaşama isteğiyle dolu oluşunu anlatıyor.

Kızkardeşlere tavsiye
Ağabeyi Henry ve onun ailesiyle ‘geçinemeyeceğini’ anlayan Lolly’nin Londra’dan ayrılıp Great Mob adlı bir köye taşınmasıyla hayatı değişmeye başlıyor. Çünkü genç kadının özgürlük arayışı sadece fiziksel mekân değişikliğiyle sınırlı değil. Taşındığı köyde, ha bire içine daldığı ve mantar toplayıp çiçeklerin arasına uzandığı ormanda onu bekleyen başka bir şeyler, özgürlük halkalarını genişletecek kişiler var.
Lolly Willowes sadece tarih, sınıf ve cinsiyet ekseninde okunacak bir dönem romanı değil. İçi olağanüstü güzelliklerle dolu, heyecanlı ve diri anlatımıyla insanı içine çeken bir kült eser.
“Laura insanların sabahın erken saatlerinde farklı olabileceklerini düşündü: Daha az utangaç, çalıların arasında oyun oynayan tavşanlar gibi daha açık kalpli ve konuşurken daha yalın...”
Kızkardeşlere tavsiye; Kızkurusu Lolly halanın öyküsünü okuyun ve kitaplığınızda Nora Ephron, Ursula K. Le Guin, Karin Tidbeck, Woolf ve Alice Munro’nun yanında bir yerlere koyun.

LOLY WILLOWES
Slyvia Townsend Warner
Çeviren: Sibel Alaş
Mona, 2016
210 sayfa, 15 TL.

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU