Rindim gez bu âlemi...

ADALET ÇAVDAR adaletcavdar@gmail.com
20/01/2017

Çok seyahat eden insanlar bilirler, yolda olmanın kendisi güzeldir; varmak sadece yola çıkmak için bir bahanedir. Yol üzerinde karşılaştıklarınızın ya da başınıza gelenlerin biricikliği onu bir hikâyeye dönüştürür. Gündüz Vassaf son kitabı Yol Arkadaşım - Havaalanı Yazıları’nda her gittiği havaalanında geçirdiği zamanları, o an orada yazarak dönüştürmüş. Vassaf’ın 2002’den bu yana yaptığı seyahatler sırasında geçtiği kırk havaalanında yazdığı gözlem ve anılardan oluşuyor kitap.
Gündüz Vassaf havaalanlarında mecburiyetten ne kadar çok boş zaman geçirildiğine kafa yoruyor ve sık sık seyahat ettiği için de kendince bir yazma oyununa çeviriyor bu boşa geçen zamanı. “İnsana yakışmıyor böyle verimsiz ya da keyifsiz geçen zaman” diye yazıyor. Havaalanlarının tarihlerinden, mimarilerinden, bulundukları ülkelerin sosyal, politik ve ekonomik durumlarından, insanların tavırlarından bahsediyor. Bir oyun oynamanın dışında hayal gücünü de devreye sokuyor Vassaf ve yazmak isteyenlere bir küçük öneride bulunuyor. “Her gün gittiğiniz yolda ya da çıktığınız herhangi bir yolculukta kendinize herhangi bir insanı seçin ve içinizden onunla sohbet etmeye başlayın ya da sadece gözlerini yakalamak için ona bakın ve yazın” diyor, aynısını kendisi de yapıyor.
Yazar, ‘Yol Arkadaşım’la mekân ve zamanın insana olası bir ilişkiyi deneyimleme şansı sunduğunu anlatıyor. 21. yüzyılın en büyük problemlerinden biri olan iletişimin sorgulanmak ve aranmak üzerine kurulduğunu söylüyor. Özgürlük ve uygarlık kavramını deşiyor. Havaalanlarının bir an önce uçaklara binilip gidilecek, insanlarda kaçma arzusu uyandıran mekânlar olmasındansa daha sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yapılabileceği, insanlar için bir nevi tanışma mekânı olabileceğine dair önerilerde bulunuyor. Anın kıymetini hatırlatıyor Vassaf, hatırlamamak yaşantıdan eksilen bir şeyler hissi uyandırıyor. Havaalanlarını “anılı” kılabilmek için “Ya mekânları anlam üretecek bir şekle dönüştürmek gerek ya da bizim mekânlardaki halet-i ruhiyemizi” diyor.
Korkunun her yerde olduğu bir dünya içerisinde insanların birbirlerine olan güvensizliklerinin en çok ortaya çıktığı mekânlardan birisi artık havaalanları, her şeye sürekli dikkat etme ve kurallara uyma zorunluluğu içerisinde saatlerce hiç tanımadığın insanlarla beklemek zorunluluğu. Yolculuğun felsefesine de değiniyor Vassaf, “Yolculuk kolaylaştıkça gidilen yerleri; yolculuğumuzu sıradanlaştırıyoruz” diyor. Yol Arkadaşım - Havaalanı Yazıları’nın içerisinde bütün bu anlattıklarının yanı sıra kendi özel hayatından da ayrıntıları paylaşıyor Gündüz Vassaf, “Aşk da yoksa içinde geçti ömür beyhude” der gibi yaptığı çapkınlıklardan ya da sadece flörtlerinden, kadınlardan bahsediyor.
Bütün bunların yanı sıra gittiği ülkelerin iktidar-sermaye-halk ilişkilerine dair bildiklerini anlatıyor. Yaşanan olaylar ve insanların ruh halleri nedeniyle kapitalizmin uzun zamandır elindeki ürününün korku olduğunu hatırlatıyor. Korkuyu unutmak için tüketmeyi dayatan ve bazı bölgelerde sermayenin devletlerden daha hadsiz olduğunu örnekleriyle anlatıyor. Bu örneklerin kimisi yüzünüzü güldürürken kimisi doğru sandığınız yalanları ortaya çıkarıyor.
Hayatını bir süre sadece bir yerden bir yere giderek yaşayan bir insan olarak, kitabı okurken hatırladığım bazı anların ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hatırladım. Yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek, her yolculuğa çıktığımda dinlediğim 2014 yılında kaybettiğim arkadaşım Ömür Kılıçaslan’ın Yollar şarkısını dinleyerek okudum kitabı. Ne de olsa bazen tek bir yüzün tek bir çizgisi ile coğrafyayı anlamlandırabiliyorsunuz.

YOL ARKADAŞIM   
HAVAALANI YAZILARI
Gündüz Vassaf
Karakarga Yayınları, 2017
203 sayfa, 20 TL.

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU