Yaşamak hırsı

A. Ömer Türkeş
28/12/2016

‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’, 1959’da Berlin doğumlu Sascha Arango’nun ilk romanı. Ancak gerek edebiyata gerek polisiye kurguya hiç de yabancı değil. Yazdığı oyunların yanı sıra, senaryolarıyla da pek çok ödül kazanan Arango, Almanya’nın kült polisiye dizisi ‘Tatort’un senaryo yazarı olarak tanınıyor. The New York Times Book Review’ın ‘editörün seçimi’ köşesinde son yılların en sürükleyici kitaplarından biri olarak gösterilen bu ilk romanıyla uluslararası bir üne de kavuştu. Almanya’da uzun süre çoksatan listesinde kalan, 15’ten fazla dile çevrilen ‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’, 2015 yılında Fransa’da en iyi Avrupa polisiye romanı ödülünü kazanmıştı.

Hayatın Sahteliği
Romanın -anti- kahramanı Henry Hayden romanları sayesinde dünya çapında popüler olmuş başarılı -ve elbette zengin- bir yazar. 44 yaşında, yakışıklı, karizmatik... Kent dışındaki kır evinde karısı Martha ile -görünüşte- mutlu bir hayat sürdürüyor. Ne var ki görünürdeki bu mutlu tablonun ardında Henry’i yerle bir edecek çok sayıda tehlike var. Bunlardan ilki sevgilisi Betty’nin hamileliği. Henry’nin karısından ayrılıp Betty ile yeni bir hayat kurmaya hiç niyeti yok. Çünkü bu dünyada güvendiği, sevgisine inandığı tek insan karısı Marry’dir ve daha da önemlisi kadın Henry Hayden imzasıyla yayımlanan romanların asıl yazarı ve Henry’nin çok sevdiği zenginliğin asıl kaynağıdır.   

Doğrusu güzel, çekici, akıllı ve hırslı bir kadın olan Betty’i sevmektedir Henry. Kadınla her görüştüklerinde ilişkilerini karısına itiraf etmeyi düşünmüş ama bir türlü cesaret edememiştir. Betty’nin hamileliği Henry’i bir köşeye sıkıştırır. İşte o zaman korkunç bir karar alır; Betty’i öldürecektir. Ancak kader ağlarını örmüştür bir kere. Betty sanarak karısı Marry’i öldürür. Polis soruşturması başladığında Henry hayata tutunmak için yeni yalanlar söylemek, yeni entrikalar düzenlemek zorundadır. Ama yakasını kurtarması zor olacaktır. Çünkü; “Bir katil dikkatli olmak zorundadır. Ayrıntılar onun düşmanıdır. Düşünmeden söyleyeceği bir sözcük, küçücük bir ayrıntıyı gözden kaçırması veya yapacağı en ufak bir hata her şeyi mahveder. Ne yaptığını her zaman çok iyi anımsamalı ve her gün yeniden üzerinde düşünmeli ve ağzını sıkı tutmalıdır. Oysa susmak insan doğasına aykırıdır. Sır saklamak kolay değildir. Yaşam boyu susmak ise eziyettir. Bu açıdan bakılınca katil suçu işlediği anda cezasını çekmeye başlamış sayılır.”

Psikolojik gerilim
Neyse ki(!) çocukluğundan beridir bütün hayatı yaşama mücadelesi biçiminde geçmiş bir insan olarak Henry, bunu çok iyi biliyor. Tıpkı Patricia Highsmith’in ünlü karakteri Bay Ripley gibi Henry Hayden de sosyopat kişiliği ile her türlü baskıya dayanıklı bir adam.
Klasik polisiyeler cinayetin neden, nasıl ve kim tarafından işlendiği etrafında döner. Detektifin işi düğümleri -bulmacayı- çözerek katili bulmaktır. Polisiyeleri cinayet bilmecesinden çıkaran yazarlar için ise polisiye kurgu insanı ve toplumu sorgulamanın bir aracıdır. Bu niyetle yola çıkan yazarlar için Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’sının ilham verici olduğunu söyleyebilirim. Nitekim Patricia Highsmith kendi tarıznı ifade ederken bu ilhamı açıkça belitmiştir; “Bu türde yazar eğer isterse hiçbir fiziki eylemi anlatma gereği duymadan, çok derin konulara eğilebilir, çünkü bu türdeki eserlerin genel çatısını zaten yaşamın içinden çıkan hususlar oluşturur. ‘Suç ve Ceza’ bu anlatmak istediklerimin en muhteşem örneğidir”...
Dostoyevski kadar Patricia Highsmith’ten de ilham aldığı anlaşılan Sascha Arango, ‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’da suç kurgusu yoluyla insanın ve toplumsal hayatın derinliklerine inmeyi önüne koymuş. Cinayeti kimin işlediği değil hangi dürtüyle işlediği, bu dürtüyü kışkırtan toplumsal etkenler, eylemin kişide yarattığı ruh hali... Hikaye katilin bakış açısına yakın bir pozisyondan anlatılmakla birlikte suçu normalleştirmeye, Henry’i sevdirmeye çalışmıyor Arango. Anlamaya, suçun bir anormali değil bu toplumsal düzenin bir parçası olduğunu -uç bir örnek üzerinden- vurgulamaya çalışıyor. Öyle ya; başarı ve zenginliğin kutsandığı, kazananın daima haklı olduğu bir dünyada Henry’nin yalanları ve eylemleri içinde yaşadığı düzenin normali değil mi? Henry’nin yalanlarla da olsa sağladığı ışıltılı hayatı savunmak için verdiği mücadeleyi -çok daha beterlerini görmüş geçirmiş bir ülkede- kim yargılayabilir? Henry’e sosyopat damgası vurmak bile zor. Çünkü onun bireysel psikolojisinin hastalıklı hali, toplumun rekabetçi yapısının yarattığı ölüm korkularından, bu korkularla sarmalanmış güçlü olma tutkusundan kaynaklanıyor.
Patricia Highsmith’in 'Ripley' serisini, Tim Parks’ın ‘Mimi’lerini ve nihayet Sascha Arango’nun ‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’ını okuduğumuzda ‘Suç ve Ceza’nın günümüz insanına ve değer yargılarına göre yeniden yorumlanışı diye düşünebiliriz. Ancak insani değerler açısından Raskolnikov ile bu yazarların kahramanları arasındaki ahlaki ve felsefi bir uçurum olduğu gözden kaçmamalı. Söz konusu uçurum bu romanların yorumdan ziyade parodi gibi alımlanmasına neden olabilir. Oysa parodik durum dönemler arasındaki farktan, zamanın insani değerler manzumesinde yarattığı erezyondan, yani hayatın kendisinden kaynaklanıyor. Highsmith’in Ripley’i, Tim Parks’ın Morris’i ve Sascha Arango’nun Henry’si ‘gemisini kurtaran kaptan’ felsefisiyle günümüz insanının tipik örnekleridir. Tıpkı altın aramak için ormanları yok eden, santral kurmak için dereleri kurutan, kazanç hırsıyla doğayı yağmalayan şirket sahipleri, maddi çıkarları için onlara kolaylık gösteren siyasetçiler, yüzbinlerce insanı yurdundan eden savaşları kışkırtanlar, kabahatlere mazaret üreten embedded yazar ve yorumcular, bütün bunlara seyirci kalan kitleler... Hiçbiri yaptıklarının ‘kötü’lük olduğunu kabul etmeyecektir. Gerçekten de onlar da tıpkı bu romanlardaki sosyopat katiller gibi başka seçenekleri olmadığı için öyle davranıyorlar!.. Böyle bir hayata tutunmak için kazanmaktan başka şansı olmayan insanların özçıkarlarını her şeyin üstünde görmeleri kaçınılmazdır. Böyle bir sistemde Raskolnikovvari iç hesaplaşmalara, ar, haya, edep duygularına, dini inançların yüceliğine, aile bağlarının kutsallığına, devletin saygınlığına, çevrenin korunmasına, -insan ya da hayvan- türü ne olursa olsun güçsüzlere yer yoktur.
Sascha Arango, mükemmel bir polisiye kurgusu, çarpıcı bir ironisi, unutulmaz bir kahramanı olan ‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’ romanında işte bu gerçekle yüzleştiriyor okuyucuyu. ‘Gerçek ve Diğer Yalanlar’ hiç şüphe yok ki 2016 yılının en heyecan verici romanlarından birisi...

GERÇEK VE DİĞER YALANLAR
Sascha Arango
Çeviren: Neylan Eryar
Kırmızı Kedi, 2016
276 sayfa, 21 TL.

 

 

 

 

 

 

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU