Siyasetteki 'gençsiz'liği aşmak için parti kuran gençler

26.12.2006
'Gençsiz, kadınsız, ışıksız siyaset' başlıklı yazıma çok sayıda mesaj geldi. Birini -özetleyerek- yayımlıyorum: "Ben İrem Eskici. 18 yaşındayım ve şu an Amasya'da üniversiteye hazırlanıyorum. Ve ben de en az sizin kadar 'siyasetin bir vatandaşlık görevi' olduğuna inanıyorum. Ben de etkin bir biçimde siyasette yer almaya çalışıyorum.
(...) Şimdi, kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü şu an bir siyasi partinin kurucu üyelerindenim. Aynı zamanda MKYK üyesiyim de. Siyasette bana da söz hakkı doğmasına yardım eden bu parti 'Güçlü Türkiye Partisi.'
Partinin oluşumunu internette duydum. Ortak Gelecek Sözleşmesi'ni okuyunca aktif bir şekilde yer alabileceğim partiyi bulduğumu düşündüm. E-posta yolu ile parti oluşumunda yer almak istediğimi söyledim. İstanbul'da görüşmeye çağırdılar beni."
İrem Eskici, konuyu ailesine açmış. Doğal olarak kaygılanmışlar. 1980'ler dönemindeki olayların korkusu içindeymişler. Onları ikna etmesi kolay olmamış. Neden sonra razı olmuşlar. İstanbul'daki yakınlarını da devreye sokup, kızlarını göndermişler orada yapacağı 'siyasal görüşme'ye...
Gerisini, gene Eskici'den izleyelim:
"İlk defa İstanbul'a tek başıma gidiyordum. Hatta yer bulamadığım için muavin koltuğunda gittim. Yolda nereye gittiğimi soran yolcular, otobüs şoförleri vs. durumu anlattığım zaman beni sıkı sıkı uyardılar. Bunun bir tuzak olabileceğini, siyasetin gençlerin işi olmadığını anlattılar. Beni karşılayan yakınlarım da durumu duyunca şaşırdılar, bunun boş bir heves olduğunu düşündüler ve yüzüme açık açık söylediler."
***
Sonra... İrem Eskici, 'Güçlü Türkiye Partisi' adı altında kuruluşu başlayan partinin Mecidiyeköy'deki bürosuna gidiyor. Genel Başkan Tuna Bekleviç kapıyı açıyor. Diğer kurucularla da tanışıyor. Hep birlikte görüşüyorlar. Gerekli belgeleri tamamlıyor. Partiye 'kurucu üye' oluyor.
Şimdi bundan çok memnun.
Gerçi bu konudaki güçlükleri görüyor. 'Gençlerin ve bayanların aktif olarak siyasette yer alması' konusunda, 'Toplumun önyargısını kırmak çok zor olacak' diyor. Ama mesajını şöyle bitiriyor:
"Önümüzdeki seçimde de bu tablonun değişip değişmeyeceğini merak etmişsiniz. Bence değişecek. Belki belirli bir dönem gerekecek, insanların ve siyasetin gençlere alışması için. Ama biz elimizi taşın altına koyduk. Ve şunu da diyebilirim: Gelecek dönemlerde ('Kadınsız, Gençsiz' başlıklı yazılar yerine), 'Kadınlarla ve Gençlerle...' diyen yazılarınız olacağını tahmin ediyorum."
***
İrem Eskici'nin mektubu böyle bitiyor. Bunu okuduktan sonra, bir gazete yazarı ne yapar? İrem Eskici'nin partisinin genel başkanını arar.
'Güçlü Türkiye Partisi' adıyla kurulan parti hakkında gazetelerde birkaç haber görmüştüm. Ama, doğrusu, bunlar fazla ilgimi çekmemişti. Yeni partiler kurma girişimleri hep oluyor. Bazıları o yolda epey mesafe de alıyor. Ama 'yüzde 10' barajın bulunduğu bir ülkede, yeni parti kurup tutturmanın hiç de kolay olmadığı belli.
Bu konuları, partinin Genel Başkanı Tuna Bekleviç'le görüştüm. Sorularımı yanıtladı. Zaten bana o da bir mesaj göndermiş. Onu da buldum. Görüşmemizin özetini yazıyorum.
Önce kişisel durumu:
Bekleviç, 29 yaşında. Edirne'de esnaf bir ailenin tek çocuğu... Bilgi
Üniversitesi mezunu. Ekonomist... Fakülteyi bitirdikten sonra üniversiteyle ilgili idari görevlerde ve sosyal çalışmalarda bulunmuş. 'Ekonomistler Platformu'nun aktif üyesiymiş. Amerika'da uzmanlık seminerlerine katılmış.
Parti genel başkanı olarak söyledikleri, kendi cümleleriyle şöyle: "9 Kasım 2006 tarihinde 38 genç bir araya gelerek Cumhuriyet tarihinin en genç kurucularına sahip partisinin resmi olarak kuruluşunu gerçekleştirdik. Şu an 224 kişilik ekibimizle, Siyasi Partiler Kanunu'nun 36. maddesini başarı ile yerine getiriyoruz. 41 şehirdeki örgütlerimizin tamamlanmasına az kaldı. Büyük kongremizi de nisan da gerçekleştirerek 2007 seçimlerine katılacağız. Siyasi yelpazedeki yerimizi, postal sesini de, takunya sesini de pek sevmeyen demokrat gençler olarak tanımlayabiliriz."
Partinin hedeflerine ve metotlarına gelince... Bunların faaliyet programı çerçevesinde somutlaştırılması için yapılan çalışmalar sürdürülüyor. Fakat özet hedef belli:
"Ülkemizin, insan odaklı, laik, demokratik bir hukuk devleti olarak, çağdaşlaşma yolundaki değişimini sağlamak..."
Bu, 'Ortak Gelecek Sözleşmesi' adındaki bir metinde daha geniş olarak anlatılıyor (gtp@gucluturkiye.org).
***
Bekleviç, kendisinden çok diğer arkadaşlarından söz ediyor. Belirttiğine göre, şimdiki 224 kişilik üye kadrosunun yaş ortalaması 27. Kadronun yüzde 35'i de genç kız.
Ayrıca Türkiye'nin en genç 'parti kurucusu' da kendi partilerinde... Yukarıda mektubundan bir özet verdiğimiz İrem Eskici,
o alanda rekor sahibi. Başka hiçbir partide 18 yaşında, (hem de hanım) bir kurucu yok.
***
'Gençsiz, kadınsız, ışıksız siyaset' başlıklı yazıma 'Güçlü Türkiye Partisi'nin üye ve yöneticilerinden gelen mesajlardan ve yaptığım görüşmelerden öğrendiklerim bunlar.
Bu oluşumun bundan sonraki gelişmesi nasıl, şimdiden bir tahminde bulunmak kolay değil. Ama bu girişimin, Türkiye'nin bir gerçeğinin sonucu olduğu meydanda...
Mevcut partilerin çoğu (benim üyesi olduğum CHP'de dahil), saflarını gençlere açmakta isteksiz ve hareketsiz görünüyorlar.
Ülkemizde gençlerin siyasete girmesi zaten zor. Ailede ve çevrede oluşan endişelerden başlayarak, bunu önleyen birçok engel var. Ama o engelleri aşıp siyasete katılmak isteyen gençlerin de, siyasi partilerin kapılarındaki ve/veya bekleme odalarındaki engelleri aşması kolay değil.
Aşabilenlerin de, o engellerin arkasındaki yapıyı gençleştirebilmeleri kolay değil...
O zaman, işte, siyasete katılmak isteyen gençler, gençlerden oluşan ayrı bir parti kurmayı, tüm güçlüklerine rağmen, daha gerçekçi buluyorlar.
Dileriz, bu çabaları, kendi amaçlarının gerçekleşmesinin yanında, ülkemiz siyasetindeki olumsuzlukların ortadan kalkmasına da katkıda bulunur.

Güçlü Türkiye Partisi'nin genel başkanı Tuna Bekleviç (en üstte ve grup resminin ön sırasındaki soldan ikinci), partisinin kuruluş çalışmalarından önce Anadolu'nun Genç Liderleri Derneği'nin de başkanıydı. Fotoğrafta derneğin bir toplantısında...

Yazarın Diğer Yazıları

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU