Ordudaki görev değişimi

29.08.2004
Temmuz 2002'nin son günleriydi. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile telefonda konuşuyorduk.
"O istediğin programı birkaç hafta sonra yapabiliriz" dedi. Yalman'ı CNN Türk'e davet etmiş, Suriye ile PKK üzerine yürütülen Adana görüşmelerini anlatmasını önermiştim. O da bana, "Emekli olunca tamam" sözü vermişti. Ondan söz ediyordu. "Eşyalarımı topladım" dedi; "Kitapları, CD'leri paketledim. Kitabın hazırlıklarıyla artık daha rahat ilgilenirim." Kitap, PKK ile mücadele anılarını esas alıyordu. Bildiğim kadarıyla onu da Milliyet'in Ankara Temsilcisi Fikret Bila'ya söz vermişti.
Yalman, birkaç gün sonra başlayacak Yüksek Askeri Şûra'da emekli edileceğine inanıyordu. Zaten bütün tahminler de o yöndeydi.
Ancak o yıl yapılan YAŞ toplantısı tahminleri boşa çıkardı. En güçlü aday gösterilen İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Edip Başer emekli edildi ve Kara Kuvvetleri'ne emekliliğine gün sayan Yalman getirildi. Yalman'dan boşalan Jandarma Genel Komutanlığı'na da, askeri istihbarat geçmişi ağır basan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Şener Eruygur atandı.
Eruygur, zaten Ankara kulislerini izleyenler tarafından Yalman'ın gölgesi olarak değerlendiriliyordu. Ancak arada bir fark vardı. Yalman ne kadar dengeci ve diplomatsa, Eruygur o kadar dobra idi.
O kadar ki, o yılın 30 Ağustos'unda, Gazi Orduevi'nde verilen davette, diğer gazetecilerin önünde Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sedat Ergin'e "Şimdi Aytaç Paşa'dan özür dileyecek misin?" demekten çekinmemişti. Eruygur'a göre Sedat, Edip Başer'in emekli edilmesi üzerine bir yorum yazdığı için Yalman'dan özür dilemeliydi. Eruygur'a gerekli yanıtı hep beraber verdik. İşi yatıştırmak Yalman'a düştü.
Yalman, yeni makamına geçtiğinde ilk ziyaretine giden gazeteciler, İsmet Berkan ve ben olduk; en azından Yalman öyle söyledi. Söze bizi ne kadar sevdiğini ve güne Radikal okuyarak başladığını söyleyerek girdi. Yalman ile Altıncı Kolordu Komutanlığı döneminde başlayan ve Jandarma Komutanlığı döneminde sıklaşan irtibatımız daha sonra da sürdü.
Yalman'ın klasik müziğe olduğu gibi siyasete de, ekonomiye de yakın ilgisi hep vardı. 57'nci Ecevit hükümetinin icraatıyla, hatta kompozisyonuna olan yakın ilgisinin tanığıyım.
Yalman'ın 1 Mart 2003'te hükümetin Irak savaşında ABD'ye destek tezkeresinin Meclis'teki AKP grubunun bölünmesi sonucu reddedilmesinde de, 23 Aralık 2003 tarihindeki MGK toplantısında Kıbrıs için Annan Planı'nı kabulünde de önemli rol oynadığına inananlardanım. Bu açıdan yakın dönem siyasetinde ciddi perde arkası roller oynadığını biliyorum.
Yalman'la ilişkimizdeki ilk gerileme Radikal'in ele geçirdiği gizli MGK yönetmeliğini yayımlamasıyla oldu. Geçen yılın 30 Ağustos davetinde, diğer gazetecilerin önünde, (artık tarih olan) o belgeyi neden yayımladığımızı sordu. Ben de belgenin haber niteliği olduğunu söyledim. Yalman, "Ama belge gizli" dedi. Ben de "O zaman yasal işlem yapabilirsiniz" dedim. Belgeyi yayımlamış olmamızı onaylamıyordu.
Bu tarihten sonra da irtibatımız sürdü, ama eskisi gibi olmadı. Ben ilişkinin kötüye gidişini Yalman ile görüşmelerimizden değil, Eruygur ile
görüşmelerimizden anlıyor ve okuyordum.
2003'ün aralık ayı sonunda Eruygur ile makamında bir görüşme yaptık. Görüşmeye Radikal'in demokratikleşme reformlarından ve Türkiye'nin AB üyeliği hedefinden yana olan çizgisini eleştirerek başladı. "Kendisi de demokrattı ama", Radikal'in yayın çizgisi, altında başka şeyler olduğu kuşkusuna yol açıyordu, laiklik karşıtı siyasi akımlar cesaret bulabilirdi. Bir de fazla hükümet yanlısı görüntü veriyorduk. Acaba baskı altında mıydık? Ben bunu nereden çıkardıklarını sordum. "Öyle söyleyenler var" dedi. Ben de, "Bazı internet siteleri de sizin darbeci olduğunuzu öne sürüyor. Onlara da mı inanacağız?" dedim. (O sıralarda Eruygur'un bazı politikacılarla, emekli generalleri aracı koyarak makamında görüşme yaptığı konuşuluyordu.
Yalnız Yalman'ın değil ama, daha çok Eruygur'un, yalnız Ankara'dan değil, İstanbul'dan da bazı işadamı, siyasetçi, gazeteci ve köşe yazarlarına verdiği akşam yemeklerinde siyasi projeler ortaya koyduğu biliniyordu. Bu toplantılarda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün AKP hükümetine gerekli direnişi göstermediği gerekçesiyle eleştirildiği, Özkök'ün kulağına da muhtemelen gidiyordu.)
Ben şikâyetlerini İstanbul'a ileteceğimi söyledim.
O da memnun olacağını söyledi. Tokalaşıp ayrıldık.
Eruygur ile görüşmemizin bütün ayrıntılarını İsmet Berkan'a ilettim. Berkan'ın önerisi ile, birlikte Aydın Doğan'a giderek ona da aktardık.
O tarihten sonra bir daha Eruygur için görüşme talebinde bulunmadım. Görüşmedim de. Emeklilik törenine Radikal Ankara Temsilcisi'ni çağırmamış olmasını hiç yadırgamadım. Meslek hayatı boyunca kişisel, ya da ideolojik tercihlerine başında olduğu kurumu vesile eden çok yönetici gördüm, her halde daha da görürüm.
Yalman'ın daha iki yıl önce "sabah ilk okuduğum gazete" dediği Radikal'in Ankara Temsilcisi'ni devir teslim törenine çağırmamış olması, ne Kara Kuvvetleri için bir kazançtır, ne Radikal için bir kayıp. Yalnız, hep saygıyla ilişki sürdürdüğüm bir askerin veda töreninde yanında olmak istemez miydim? Muhtemelen isterdim ama, ben Yalman'la emeklilik hayatında da görüşeceğimizi sanıyorum. Daha yazılacak çok şey var ve bu konularda onun da fikrini sormak gerekecek.

Yazarın Diğer Yazıları

BUNU OKUYAN BUNLARI DA OKUDU